|

Yapmayın bunu!

Atatürk’ün adını, andını görünür olmaktan çıkarmaya dönük çabalar sistematik bir hal aldı.

Milli bayramları kutlama programlarının coşku ve heyecan içeriğini boşaltan karar ve icraatla başladı her şey.

Ardından Atatürk’e dil uzatmalar başladı.

Onun mirası olan kurumlara Atatürk düşmanlığı ile lekelenmiş isimleri getirme denemeleri… Ve nihayet gençliği Atatürk sevgisinden yoksun olarak yetiştirmek gibi daha köktenci adımlar…

Bir süredir okulların girişindeki “Atatürk Köşesi”ni tasfiye niyetleri seslendiriliyor.

Önce yandaş medyada kamuoyu oluşturma yayınları başladı.

Geçen hafta Özel Eğitim Kurumları yönetmelik taslağında, özel okulların girişindeki “Gençliğe Hitabe”nin kaldırılmasının öngörüldüğü duyuldu.

Toplumdan caydırıcı güçte bir tepki gelmediğinden olmalı, koroya AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik katıldı.

Çelik bir TV kanalında “Andımız” ve “Gençliğe Hitabe”nin kaldırılması görüşünü destekleyen açıklamalar yaparken “Bunlar ayet mi?” diye sordu.

Çelik’in bu bakış açısı, okul girişine ayet koymanın daha yerinde olacağı örtülü önermesi mi oluyor?

Bütün bu eylemler zinciri, Başbakan’ın son zamanlarda sık tekrarlamaya başladığı “dindar bir gençlik” yetiştirecekleri hedefinin basamakları mıdır acaba?

Kimin ne kadar dindar olduğunu ölçmek hükümetlerin yetkisinde olmadığı gibi, dindar bir gençlik yetiştirmek de görevleri arasında değildir.

Böyle bir vehim, yaşam biçimi dayatmaktır ve yeni bir ayrımcılığın zehirli tohumudur.

Atatürk’e sevgi ve bağlılık duyan bir gençlik Türkiye’nin ancak gücü ve zenginliği olur.

Ayrıca böyle bir gençlik, dindarlığı da mutlaka daha içten ve daha içerikli, daha temiz, daha menfaatten uzak yaşayacaktır.

Böyle düşünmeyenler, Gençliğe Hitabe’nin neresine itiraz ettiklerini söylemelidirler.

Acaba o şaheser metinde kendi yanlışlarını mı görenler var?

Eğitim Bakanlığı, Milli karakterini terk etmek istemiyorsa, hazırlığını yaptığı eylemden vazgeçmelidir.

İktidar partisi kendini Atatürk’ün muhatap aldığı Türk gençliğinin dışına koyuyor durumuna düşmemelidir.

Ulusun bütünlüğünü koruyan ruh, gücünü ondan alıyor.

Atatürk’e zarar vermek bir iktidar için intihar demektir!

Tutuklular ödemesin!

Türkiye’deki ifade özgürlüğü ve uzun tutukluluk ile ilgili sorunlara uluslararası toplumun dikkat göstermesi ümit uyandırıyordu.

Çünkü insan hakları, insan olan her yerde aynı derecede saygı görmeyi hak ediyor.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz.

Amerikalı yazar Paul Auster’in “hapiste yatan yazar ve gazeteciler var, Türkiye’ye gitmem” sözlerine, işte bu nedenle iyileşme yönünde bir umut kapısı gibi bakıldı.

Normal olarak hükümetin, Türkiye aleyhine oluşan havayı değiştirmek üzere zaten gündemde olan yasal iyileştirmelere hız vermesi beklenirdi.

Ama Başbakan gereksiz bir had bildirme sinirine kapılarak Amerikalı yazara “Gelsen ne olur, gelmesen ne olur?” diye cevap verdi.

Böylece Türkiye’ye zarar veren olumsuz propaganda ivme kazandı.

Başbakan, dışarıdan gelen eleştiriyi sessizce kabullenip yanlış varsa düzeltecek yerde yine “van münit” tepkisi vererek iyi yapmadı.

Şimdi korkulan şudur:

Başbakan acaba Paul Auster’e kızgınlığının acısını, içerdeki tutuklulardan çıkarır mı?

Tutuklama rejimini makulleştiren tasarıya fren yapar mı?

0 views 0 views

Share

Kısa URL: http://www.siyasigundem.com/?p=925

Yazar . Şub 3 2012. Kategori Medya. Bu yazıya eklenen yorumları RSS beslemesi üzerinden takit edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Yorum Yazın

120x600 ad code [Inner pages]

En Son Yorumlananlar

  • Kayzer: Ahlak dışı yorumlar onaylanmamaktadır.
  • adem özen: Fenerbahçe şike yaptı diyorlar şampiyon başkası oluyor.Kardeşim insan şike yapıpta en çok gs...
  • adem özen: Ya arkadaşlar hiçmi vicdanı sızlayan birileri yok saatlerdir verilmeyen golü izliyorum.Vardığım tek sonuç...
  • Enver: Yav beyler siz neyin Kafasında yaşıyonuz.Galatasaray bu sene şampiyonluğu söke söke hk etti.Yok gol müş...
  • bub: utanç verici, şampiyon olmak insanları bu kadar küçültmemeli. galatasarayı da utandırmıştır bence bu resim....